Prof. Dr. Mustafa Şentop

BAŞKANLIK

TÜRKİYE’NİN KUVEYT BÜYÜKELÇİSİ KOYTAK, TBMM BAŞKANI ŞENTOP ONURUNA AKŞAM YEMEĞİ VERDİ

Türkiye’nin Kuveyt Büyükelçisi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Kuveyt’e resmi ziyarette bulunan TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop ve beraberindeki parlamento heyeti onuruna akşam yemeği verdi. TBMM Başkanı Şentop, ziyaretin anısına şeref defterini de imzaladı.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, KUZEY MAKEDONYA EĞİTİM VE BİLİM BAKANI CAROVSKA’YI KABUL ETTİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, eğitim alanındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için Türkiye-Kuzey Makedonya arasında Eğitim İşbirliği Anlaşması’nın bir an önce imzalanması gerektiğini belirtti.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanı Mila Carovska, Bakan Yardımcısı Arafat Şabani ile beraberindeki heyeti kabul etti.

Buradaki konuşmasında, dost ve kardeş Kuzey Makedonya’nın değerli bakanı ile beraberindeki heyeti TBMM’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden TBMM Başkanı Şentop, iki ülke arasında gücünü müşterek tarihi ve kültürel zenginlikten alan yakın ilişkilerin mükemmel seviyede devam ettiğini dile getirdi.

Mustafa Şentop, çok farklı etnik kökenden, çok farklı kültür ve dillerden insanların birlikte yaşadığı ortamı tesis eden Kuzey Makedonya’nın, Türkiye için Balkanların, hatta Avrupa’nın bir güvencesi olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aile köklerim nedeniyle kalbimde ülkenize hissettiğim yakınlık, sadece burada yaşayan soydaşlarımızın varlığından değil, komşuluk yaptığımız akraba topluluklarla tarih boyunca huzur içinde bir arada yaşama kültüründen de kaynaklanmaktadır. Biliyorsunuz biz Gevgeli kökenliyiz. Türkiye, bağımsızlığının ilanından itibaren Kuzey Makedonya’yı ilk tanıyan ülkedir. Dostumuz ve müttefikimiz Kuzey Makedonya ile ilişkilerimiz karşılıklı destek ve güven zemininde gelişmektedir. İlişkilerimiz çok iyi bir zeminde ilerliyor. İlişkilerimizin her alanda geliştirilmeye müsait, büyük bir potansiyeli bulunmaktadır.”

Salgının karşılıklı ziyaretleri engellemesine rağmen 21 Aralık’ta Makedonya’da bulunduğunu anlatan Şentop, geçen ay da Adalet Bakanı Boyan Mariçiç’i TBMM’de misafir ettiğini söyledi. Şentop, Kuzey Makedonya Savunma Bakanı’nın 15’inci Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı (IDEF) için gelecek hafta Türkiye’yi ziyaret edecek olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

TBMM Başkanı Şentop, üst düzey ziyaretlerin ülkelerarası ilişkileri çok daha motive edici ve güçlendirici sonuç doğurduğunu vurgulayarak, eğitimden sorumlu bakanlıklar ve ilgili kurumların, eğitim alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesi hedefiyle geliştireceği perspektif ve müşterek projelerin ikili ilişkilerin tamamlayıcı bir boyutunu teşkil ettiğini belirtti. Şentop, şunları kaydetti:

“Bilhassa salgın şartlarında bütün dünyada değişen eğitim metotlarının, uzaktan eğitim modellemelerinin ve yeni teknikler konusunda sanırım Milli Eğitim Bakanımızla görüşmeler yaptınız. Kuzey Makedonya halkı için yaptığınız çalışmaları, Türkiye’ye soydaş ve akraba toplulukların eğitim ve istihdam imkanlarının artırılması için sarf ettiğiniz gayretleri biliyorum. Eğitim alanındaki ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi için ülkelerimiz arasında Eğitim İşbirliği Anlaşması’nın bir an önce imzalanması gerektiğini düşünüyoruz. Ülkemizin eğitim alanında atılım yaptığı alanlardan biri de mesleki ve teknik eğitimdir. Bilhassa salgın sürecinde meslek okullarımızdaki öğretmen ve öğrencilerimizin; maske, tıbbi önlük, dezenfektan, siperlik gibi sağlık malzemesi üretiminde sergiledikleri başarılar bizi çok memnun etti. Mesleki ve teknik eğitim alanında ülkelerimiz arasındaki iş birliği de karşılıklı fayda sağlayacaktır.”

Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya’da yaşayan soydaş topluluğunun ilk ve ortaöğretim düzeyinde Türkçe eğitim konusundaki ihtiyaç ve taleplerinin kendilerine iletildiğini aktararak, “Bunları dikkate aldığınızı biliyorum. Kuzey Makedonya’nın bazı bölgelerinde Türkçe sınıfların açılması ve Türk öğretmenlerin atanması yönünde veliler tarafından belediyelere yapılan taleplerin de en kısa zamanda sizlerin desteğiyle karşılanacağını düşünüyorum.” değerlendirmelerinde bulundu.

Konuk heyetin ziyaret kapsamında Edirne ve İstanbul’da da temaslar gerçekleştireceğini belirten Şentop, söz konusu görüşmelerin başarıyla geçmesini, Türkiye’den somut iş birliği fikirleriyle ve güzel hatıralarla ayrılmalarını temenni etti.

Kuzey Makedonya Eğitim ve Bilim Bakanı Carovska, Türkiye’nin en elzem zamanlarda ülkesinin yanında olduğunu dile getirerek, bunun için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve parlamenterlere teşekkür etti.

Eğitim alanında karşılaşılan sorunların en önemlisinin salgın olduğunu vurgulayan Carovska, “Hiçbir ülkenin eğitim sistemi buna dayanacak kadar güçlü değildi. Fakat her halükarda son eğitim yılında başarılı bir yıl geçirdiğimize inanıyorum. Pandemiye uyum sağlama noktasında biraz fiziksel, biraz online sistemler geliştirdik. En azından bu yıl için koyduğumuz hedeflere ulaştığımızı düşünüyorum. Biz istiyoruz ki modern eğitim sistemleri uygulanabilsin, artık dijitalleşmeye geçilebilsin. Çocuklarımızın ve ülkemizin gelişimi için eğitim organizasyonunun sağlanması gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

Ülkesindeki dört belediyede Türkçe resmi dil olarak kabul edildiği için seçmeli dil olarak tanındığını anlatan Carovska, bunun, amaçladıkları üzere kültürler arası iletişime katkı sağlayacağını söyledi.

Bakan Carovska, misafirperverliği ve kendilerini TBMM’de ağırladığı için Şentop’a teşekkür etti.

TBMM BAŞKANLIĞINDAN LETONYA PARLAMENTOSUNUN 1915 KARARINA TEPKİ

TBMM Başkanlığı, Letonya Parlamentosunun 1915 olaylarına ilişkin aldığı karar hakkında bir basın açıklaması yaptı.

Açıklama şöyle:

“Letonya Parlamentosunda 6 Mayıs 2021 tarihinde asılsız soykırım iftirasını içeren bir kararın kabul edilmiş olmasını kınıyor ve bu hukuk dışı kararı reddediyoruz. Tarihî olayları yargılamak ve hüküm vermek parlamentoların görevi olamaz.

Tarihî gerçekleri saptırmaktan başka bir gayeye hizmet etmeyecek bu karar aynı zamanda hukuk dışıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Letonya’yı da bağlayan 2013 ve 2015 tarihli kararları, Ermeni iddialarının hukuki bir kıymeti bulunmadığını, sadece tarihi bir tartışma konusu olabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Uluslararası hukuka da aykırı olan bu kararın günlük basit siyasi hesaplar temelinde alınmış olduğu ortadadır.

Letonya Parlamentosunun, Letonya’nın işgalinin 80. yıl dönümü vesilesiyle yapmış olduğu açıklamada kendi tarihindeki olaylara dürüst ve adil bir şekilde yaklaşılmasının uluslararası ilişkilerin bir ön şartı olduğuna işaret ettiğini hatırlatırız. Letonya Parlamentosunun o açıklamada, kendi ülkesi için temenni ettiği, dürüst ve adil yaklaşımı 106 yıl önce yaşanan olaylar konusunda Türkiye için sergilememiş olması vahim bir çelişkidir; samimiyetsiz bir yaklaşımdır.

Letonya Parlamentosunu, tarihten husumet çıkaran radikal çevrelerin anlayışını körüklemek yerine, anılan dönemde yaşanan olayların hakikatinin ortaya çıkarılması için ortaya koyduğumuz tekliflerimize ve bölgede barış, huzur ve istikrarı sağlama

TBMM BAŞKANLIĞI’NDAN “HSK’YA ÜYE SÖZÜ” İDDALARINA YANIT

TBMM Başkanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan “HSK’ya üye sözü” yönündeki haberlere ilişkin açıklamada bulundu.

TBMM Başkanlığı tarafından yayımlanan metinde şu ifadelere yer verildi:

“Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) üye seçimleri Anayasa’nın 159’uncu maddesi ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 18, 19 ve 20’nci maddelerinde öngörülen esaslar doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Yargıtay üyeleri, Danıştay üyeleri, öğretim üyeleri ve avukatlar arasından HSK’nın 7 üyesini seçmektedir. Bu kapsamda TBMM Başkanlığı, Kurul üyeliği için mevcut üyelerin görev sürelerinin dolmasından altmış gün önce, 07.04.2021 tarihinde seçim sürecini başlatmış ve adaylık için başvuru tarihlerini ilân etmiş; başvuru süresinin 22.04.2021 tamamlanmasını müteakiben Başkanlığa yapılan adaylık başvurularını Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona (Karma Komisyon) göndermiştir.

HSK üyeliği seçim sürecine ilişkin olarak Anayasa’da ve 6087 sayılı Kanun’da, adaylık başvurularının Karma Komisyona gönderilmesinden sonra TBMM Başkanlığı’na yüklenen bir görev veya verilen bir yetki bulunmamaktadır. Adaylık başvurularının TBMM Başkanlığı’nca Karma Komisyona iletilmesinden sonra seçim işlemlerinin tamamlanması ve Kurul üyelerinin belirlenmesi Karma Komisyon ile TBMM Genel Kurulu tarafından gerçekleştirilmektedir. Karma Komisyon ve TBMM Genel Kurulu’ndaki seçim süreçleriyle ilgili olarak TBMM Başkanlığı’nın her hangi bir yetkisi ve görevi bulunmamaktadır.

Bu çerçevede bugün bazı basın yayın organlarında yayınlanan ve TBMM Başkanı Sn. Mustafa Şentop’un “HSK üyeliği seçimleri için muhalefete söz verdiği” iddialarını içeren haberler tamamen gerçek dışıdır.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

TBMM BAŞKANI ŞENTOP’UN KABULLERİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ve beraberindeki kamu denetçileri heyeti ile Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı Burhan Üstün’ü ayrı ayrı kabul etti.

Şentop’un makamındaki kabuller, basına kapalı gerçekleştirildi.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP DSP GENEL BAŞKANI AKSAKAL’I KABUL ETTİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Erçelebi ve Genel Sekreter Yardımcısı Ejder Onursal’ı kabul etti. Aksakal, “Ekonomi, Hukuk, Demokrasi ve İnsan Hakları Reformu” konusunda hazırladıkları raporu sundu.


TBMM BAŞKANI ŞENTOP DSP GENEL BAŞKANI AKSAKAL’I KABUL ETTİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Erçelebi ve Genel Sekreter Yardımcısı Ejder Onursal’ı kabul etti. Aksakal, “Ekonomi, Hukuk, Demokrasi ve İnsan Hakları Reformu” konusunda hazırladıkları raporu sundu.
05 Ocak 2021 Salı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, DSP Genel Başkanı Aksakal, Genel Başkan Yardımcısı Hasan Erçelebi ile Genel Sekreter Yardımcısı Ejder Onursal’ı makamında kabul etti.

DSP Genel Başkanı Aksakal, basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede, Meclis Başkanı Şentop’a, ekonomi, hukuk, demokrasi ve insan hakları reformu konusunda düşünce ve çalışmalarının yer aldığı dosyayı sundu. Aksakal, söz konusu dosyaya ilişkin Şentop’a bilgi verdi.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, ANADOLU AJANSI’NIN “YILIN FOTOĞRAFLARI” OYLAMASINA KATILDI

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Anadolu Ajansının (AA) “Yılın Fotoğrafları” oylamasına katılarak, “haber”, “spor” ve “yaşam” kategorilerindeki 3 fotoğraf için oy kullandı.

TBMM Başkanı Şentop, AA foto muhabirlerinin yurt içi ve dışında çektiği, 2020’ye damga vuran olayları yansıtan fotoğrafları inceleyerek, “haber”, “spor” ve “yaşam” kategorilerindeki 3 fotoğraf için oy kullandı.

“Haber” kategorisindeki oyunu, İstanbul’un simgelerinden Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin 86 yıl aradan sonra ibadete açılması sonrası namaz kılınmaya başlandığı gün çekilen, “Ayasofya’da 86 yıl sonra ibadet” başlıklı fotoğrafa veren Şentop, diğer kategorilerdeki fotoğrafları da tek tek inceledi.

“Spor” kategorisinde UEFA Avrupa Ligi’nde play-off turunda, Galatasaray’ın, İskoçya’nın Rangers takımıyla karşı karşıya geldiği karşılaşmada, Galatasaraylı Omar Elabdellaoui’nin hava topuna müdahale ettiği anı yansıtan “Galatasaray Avrupa sahnesinde” başlıklı fotoğrafı seçen Şentop, “yaşam” kategorisinde ise Suudi Arabistan’ın, Kovid-19’la mücadele kapsamında 20 Mart’tan itibaren Mekke’deki Harem-i Şerif’e (Mescid-i Haram) her türlü ziyareti durdurması sonrasında çekilen “Kabe’de koronavirüs sessizliği” başlıklı fotoğrafı tercih etti.

“Anadolu Ajansının, Türkiye’nin ilk ve her zaman en güçlü haber kurumu” olduğunu söyleyen Şentop, özellikle son zamanlarda Anadolu Ajansının birçok olayla ilgili gerek haber düzeyinde gerekse yorum ve değerlendirme düzeyindeki çalışmalarını yakından takip ettiğini belirtti.

Dünyada artık belli ajansların etkin olduğu, bütün haber kanallarını yönlendirdiğini dönemlerin eskide kaldığını vurgulayan Şentop, “Anadolu Ajansının farklı dillerde yaptığı çalışmalar, haberler, yorumlar da bence bütün dünyaya da hitap eder hale geldi.” dedi.

Şentop, 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu Ajansının 100. yılının, bu açıdan yeni bir dönemin belki başlangıcı olması temennisini ifade etti.

Anadolu Ajansının, Milli Mücadele yıllarında Türk milletinin haklı davasını dünyaya duyurmak için kurulduğunu hatırlatan Şentop, şunları kaydetti:

“Meclis’te 23 Nisan 1920’den itibaren gerçekten çok heyecanlı ama entelektüel, ilgileri yüksek bir kadro olduğunu konuşmalardan takip edebiliyoruz. Milletvekillerinin ABD’de, İngiltere’de yayınlanan bir gazetedeki haberden kısa süre içinde haberdar olduklarını, onlara cevap verdiklerini, onlardan hareketle bazı dikkat çekmelerde bulunduklarını görüyoruz. Dünyayla bu kadar içli dışlı ve haklı davalarını bütün dünyaya ilan etme bakımından çok kararlı bir kadronun seslerini duyurabilecek böyle bir mecraya ihtiyaçları vardı. Anadolu Ajansı o dönemde böyle bir görevi üstlendi. Anadolu Ajansı aslında İstiklal Mücadelemizin bir parçası. Bugün de aynı misyonu daha güçlü, daha fazla imkana sahip olarak sürdürüyor.”

TBMM BAŞKANI ŞENTOP’TAN, KÜLTÜR VE SANAT YARIŞMASI’NDA ÖDÜL ALMAYA HAK KAZANAN ÖĞRENCİLERE TEBRİK

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonunca (UDEF) düzenlenen 4. Uluslararası Öğrenciler Kültür ve Sanat Yarışması Ödül Töreni’ne video mesaj gönderdi.

Uluslararası öğrencileri selamlayan Şentop, “Ailelerinizden ve memleketlerinizden uzakta gurbeti en derinden yaşayan kişiler olarak sizlere ülkemizde aile muhabbeti, ev sıcaklığı sağlayabilmek bizler için çok önemli.” dedi.

Uluslararası öğrencilerin, en büyük ve en üstün zenginlik olan ilim için yuvalarından ayrılarak Türkiye’yi mesken tuttuğunu söyleyen Şentop, “Sizler, bizlere farklı coğrafyalardan emanet edilen, kıymeti harbiyesini belirlemeye imkan bulunmayan nadide taşlar gibisiniz. Sizlerin değerine değer katmak, güzelliklerinizi işleme imkanı sunarak parıldamanıza vesile olmak bizlerin sorumluluğundadır. Kendi coğrafyamızın çocuklarının istikbali kadar sizlerin istikbalini ve ülkeleriniz ile Türkiye arasında kuracağınız farklı alanlardaki bağları çok önemsiyoruz.” diye konuştu.

Uluslararası öğrencilerin, Türkiye ile geldikleri coğrafyalar arasında her bir alanda kadim ve köklü bağları sürdürecek, yeni bağları ise inşa edecek sorumluluğu yüklendiğini belirten Şentop, şöyle devam etti:

“Bu sorumluluk sizlerle birlikte bizlerin de omuzlarındadır. Bizler üzerimize düşeni yapmak için çaba sarf etmekteyiz. İnşallah her daim bu gayreti taşıyacağız. Sizlerin de Türkiye’de bulunduğunuz süre zarfında akademik gelişiminizin yanı sıra sosyal ve kültürel çalışmalardan olabildiğince istifadeniz geleceğinizde önemli bir yer tutacak. Kiminiz eğitim hayatının henüz başında kiminiz tamamlamak üzere kiminiz ise mezun olarak ülkesine geri dönmüş durumda. Umuyorum ki yeni başlayan kardeşlerimiz coğrafyamızın zenginliklerinden müstefit olur, mezun kardeşlerimiz kendi coğrafyalarına bu ilmi, sosyal ve kültürel zenginliği taşıyabilirler. Edindiğiniz arkadaşlık ve dostluğunuzu ömrünüz boyunca sürdürebilmenizi arzularız.

Öğrenciliğiniz boyunca misafirliğiniz ağır bassa da sizler artık bu ülkenin ayrılmaz birer parçasısınız. Ülkelerinize döndüğünüzde Türkiye’den artık ev sahibi olarak bahsedeceksiniz. Bizler sizlerin bu kabullenişinden büyük memnuniyet duyacağız. Dilerim ki siz öğrencilerimiz ülkemizde bulunduğunuz süre boyunca edindiğiniz her alandaki çeşitli birikimi faydaya dönüştürebilir ve bu faydayı kendi değerleriniz ile birleştirip bulunduğunuz coğrafyalara katkı sunmaya devam edebilirsiniz.”

Şentop, uluslararası öğrenciliğin her geçen gün yaygınlaştığını, çeşitli imkanlarla öğrenci hareketliliğinin de arttığını dile getirerek, “Türkiye, uluslararası öğrenci hareketliliğini ve şartların iyileştirilmesini dikkatle takip ediyor. İnşallah önümüzdeki dönemlerde de bu minval üzere çalışmalarımıza devam edeceğiz.” mesajını verdi.

İlim için gurbete çıkan, uzak diyarlardan gelerek misafir edilen öğrencilerin, Türkiye’yi daha iyi tanımaları ve kendi ülkelerinden taşıdıkları güzellikleri aktarabilmeleri adına gösterilen çabanın takdire şayan olduğunu ifade eden Şentop, bu kapsamda 203 farklı ülkeden yaklaşık 200 bin öğrenciye ev sahipliği yapan UDEF’in yöneticilerine ve mensubu olan 68 uluslararası öğrenci derneğine emekleri için teşekkürlerini iletti.

Öğrencilerin akademik gelişimlerini önemsemenin yanı sıra kültür, sanat, spor, sağlık alanlarında da destek bahşeden, öğrencilerin eğitim hayatlarında karşılaşabilecekleri sorunlara çözüm üreten UDEF’i takdir ettiğini söyleyen Şentop, 4. Uluslararası Öğrenciler Kültür ve Sanat Yarışması’nda ödül almaya hak kazanan öğrencileri tebrik ederek, kariyerlerinde başarı diledi.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP APA BAŞKANLIK DİVANI HEYETİNİ KABUL ETTİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, 20. yüzyılın paradigmalarının sona erdiğini, bu paradigmalara göre oluşturulan uluslararası platformlar, kuruluşlar ve kuralların tartışılır hale geldiğini belirterek, “21. yüzyıl yeni bir dünyanın başlangıcı olacak. O bakımdan yeni uluslararası platformlara, yeni yaklaşımlara gereksinim var. Asya Parlamenter Asamblesi’nin bu bakımdan çok önemli bir fonksiyonu icra edebileceğine inanıyorum.” dedi.

Şentop, Asya Parlamenterler Asamblesi (APA) Genel Sekreteri Mohammad Reza Majidi ile APA Başkanlık Divanı heyetini kabul etti.

Şentop, kabulde yaptığı konuşmada, 2017 ve 2018 yıllarında İstanbul’da, 2019 yılında ise Antalya’da APA Genel Kurul toplantılarının yapıldığını, Kovid-19 salgını nedeniyle toplantının bu yıl yüz yüze gerçekleşemediğini söyledi.

APA Başkanlık Divanı heyetini Türkiye’de ve TBMM’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Şentop, en kısa zamanda yüz yüze toplantı yapmayı temenni etti.

APA’yı çok önemsediklerini ve asamblenin gelecekteki fonksiyonu bakımından çok daha büyük ümitler beslediklerini belirten Şentop, APA’nın gelişmesi için faaliyet gösterenlere de teşekkür etti.

Dünyada 20. yüzyılın sonlarından itibaren çok büyük bir değişim başladığını, 20. yüzyılın paradigmalarının sona erdiğini ifade eden Şentop, o paradigmalara göre oluşturulan uluslararası platformların, kuruluşların ve kuralların tartışılır hale geldiğini anlattı.

Şentop, 21. yüzyılın yeni bir dünyanın başlangıcı olacağına işaret ederek, “O bakımdan yeni uluslararası platformlara, yeni yaklaşımlara gereksinim var. Asya Parlamenter Asamblesinin bu bakımdan çok önemli bir fonksiyonu icra edebileceğini düşünüyor ve buna inanıyorum.” diye konuştu.

Artık sadece Avrupa ülkelerinin oyuncu, diğer ülkelerin de seyirci olduğu bir dünyanın bulunmadığını vurgulayan Şentop, bundan sonra da böyle bir dünyanın olmayacağını belirtti.

Asya’nın dünyadaki gidişata siyasi, ekonomik, hukuk anlamında işleyişe etkili olacağı bir platformu oluşturması bakımından bu asambleye çok daha fazla kıymet ve önem verilmesi gerektiğini dile getiren Şentop, “Biz Türkiye olarak zaten bir süredir ‘Yeniden Asya’ başlığı altında dış politikamızda önemli bir hedef, açılım da belirledik. Bu platform başta olmak üzere Asya ülkeleriyle ilişkilerimizi her alanda geliştirmek için gayret gösteriyoruz.” dedi.

APA’nın başkanlığını üstlendiğini anımsatarak, bütün faaliyetleri çok yakından takip ettiğini belirten Şentop, APA Türk Grubu Başkanı Asuman Erdoğan ile yapılan çalışmalarla ilgili sürekli irtibat halinde olduğunu kaydetti.

Şentop, Kovid-19 salgınıyla beraber dünyadaki her şeyin, sağlığın, hastalıkların, virüslerin, tedavinin, aşının ve ilacın da küresel olduğunu anladıklarını söyleyerek, şöyle devam etti:

“İnsanlar olarak hepimiz birbirimize muhtacız. Sağlığımızı koruma bakımından muhtacız. Bugün aşı ile ilgili çalışmalar yapılıyor, zengin ülkeler kendi vatandaşlarını aşılayabilseler, bununla hastalıktan kurtulabilseler bunu yapacaklar ama bu yetmiyor. Bütün dünyaya aşıyı yaymadan, bütün insanları aşılamadan, dünyanın sağlığını koruyabilmemiz mümkün değil. Artık dünyanın herhangi bir yerinde bir insan, sağlıklı, barış ve huzur içerisinde, asgari insani şartlar içerisinde yaşayamıyorsa diğer insanların hayatı, huzuru, sağlığı tehdit altındadır, tehlike altındadır. ‘Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için.’ anlayışının artık insanlar ve tüm dünya tarafından belki de biraz zorla kabul edileceği bir sürecin içerisindeyiz. Şüphesiz çok acı olaylar yaşıyoruz. Dünyada milyonlarca insan vefat etti. On milyonlarca insan hastalıktan etkilendi. Ülke ekonomileri çok ciddi ölçüde etkilendi.”

TBMM Başkanı Şentop, salgın sürecinin bir süre daha devam edeceğinin öngörüldüğünü ifade ederek, “Tabii ilk başladığında çok kısa süreceği tahmin edilmişti. Bu bakımdan biraz uluslararası ilişkiler çerçevesinde yapılacak toplantılar ve faaliyetler ertelenme niyetiyle hareket ediliyor. Fakat salgın uzayınca uluslararası ilişkileri, faaliyetleri ve toplantıları ertelemenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Gerek yüz yüze gerekse online platformlarda bu toplantıları ve faaliyetleri sürdürmenin kararlılığı içerisindeyiz.” dedi.

Başkanlık Divanı toplantısında, Asya Parlamenter Asamblesinin toplantılarının ve faaliyetlerinin gerçekleştirileceği bir hukuki zemini teşkil edecek tüzük değişikliği gerçekleştiğini anlatan Şentop, mutabakatla gerçekleşen içtüzük değişikliği çalışmasının, her şart altında faaliyetleri sürdürme konusunda kararlılıklarını gösterdiğini kaydetti. Şentop, “İnşallah ümit içerisindeyiz, önümüzdeki aylarda, belki yaza doğru yüz yüze genel kurul toplantısını yine Türkiye’de yapacağız.” ifadesini kullandı.

APA Genel Sekreteri Mohammad Reza Majidi ise Kovid-19 salgını nedeniyle zor bir dönemden geçildiğini dile getirerek, böylesi zorlu bir dönemde Türkiye’de bu çalışma toplantısının organize edilmesinin kıymetli olduğunu belirtti.

Şentop’un konuşmasındaki “Yeniden Asya” ismi verilen açılımın yalnızca Asya kıtası için değil, dünyanın geri kalanı için de oldukça faydalı işlere vesile olacağını söyleyen Majidi, “Türkiye’ye, TBMM’ye, bu çatı altında çalışan değerli çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki ülkelerimizin Meclisleri, parlamentolarımızın temsilcileri aktif çalışmalarına devam ederek, parlamenter diplomasiyi yaşatabiliriz. Bizim de tabii ki en büyük isteğimiz yüz yüze toplantılarımızın sağlıklı günlerde tekrarlanabileceği bir ana ulaşmaktır.” şeklinde konuştu.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, “DOĞU AKDENİZ SORUNLARINA HUKUKİ VE SİYASİ YAKLAŞIM İLE TBMM’NİN ÇÖZÜMDEKİ MUHTEMEL ROLÜ SEMPOZYUMU”NA KATILDI

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TBMM himayesinde Ankara Üniversitesi tarafından TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen “Doğu Akdeniz Sorunlarına Hukuki ve Siyasi Yaklaşım ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin Çözümdeki Muhtemel Rolü Sempozyumu”nun açılışında yaptığı konuşmada, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki güven bunalımının derinleşmesine katkı yapacak kararlara imza atılmayacağını ümit etmek isterim.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, hassas bir dönemde böylesine kıymetli bir toplantıyı gerçekleştiren Ankara Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’a, çalışma arkadaşlarına ve katkıda bulunan herkese teşekkür etti.

Toplantı boyunca çok sayıda değerli akademisyen ve alanında yetkin isimlerin Doğu Akdeniz bağlamında pek çok uluslararası hukuk ve siyaset konularını derinlemesine ele alacağını belirten Şentop, “Onların ifade edecekleri fikirler ve ortaya koyacakları görüşler, tezler inanıyorum ki Türkiye’nin sözüne katkıda bulunacak, gücüne güç katacaktır.” ifadesini kullandı.

Uluslararası ilişkilerde hangi başlık ele alınırsa alınsın onu diğer sorunlardan, başlıklardan bağımsız olarak anlamanın ve ortaya koymanın mümkün olmadığına işaret eden Şentop, “Hele hele küreselleşen yeni dünyamızda sorunlarda tam manasıyla küreselleşmiştir. Dolayısıyla bu sempozyumda ele alınan ana meselenin yani Doğu Akdeniz’in onu etkileyen ve şekillendiren bütün hadiseler ve süreçlerle ilgisini dikkatle anlamak, hepimizin ortak derdi ve değeri olan Türkiye’nin geleceğine dair öngörülerimizi bu çerçevede ortaya koymak durumundayız.” diye konuştu.

İlgilisi fazla, sorunları karmaşık ve enerjisi son derece yüksek olan bölgenin, ülkeler arasında çatışma ve çekişme konusu olması sebebiyle uzun süredir uluslararası gündemin ilk sıralarında bulunduğunun altını çizen Şentop, “Bunun en önemli sebeplerinden biri de Türkiye’nin bölgedeki varlığıdır. Türkiye’nin, satın aldığı sondaj gemilerini petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri için göndermesi ve Libya ile imzalanan mutabakat, Doğu Akdeniz meselesini yoğun bir şekilde gündemimize getirmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin attığı adımlar öncesinde de Doğu Akdeniz’in birçok sorunun yaşandığı önemli bir bölge olduğunu anımsatan Şentop, Kıbrıs sorununun bunların başında geldiğini, İsrail ile Filistin arasında yaşanan anlaşmazlık, Suriye iç savaşı ve Lübnan sorununun da aslında Doğu Akdeniz’in sorunları arasında olduğunu dile getirdi. Şentop, aynı şekilde Libya iç savaşının da Doğu Akdeniz sorunları denildiğinde akla gelenlerden birisi olduğunu söyledi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, şunları kaydetti:

“Türkiye ile Yunanistan arasında adalar denizinde, karasuları, kıta sahanlığı, adaların silahsızlandırılması, hava sahası gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklar da esasen Doğu Akdeniz sorunları içinde mütalaa edilebilir. Bütün bunlar, Doğu Akdeniz tabanında yer alan enerji kaynaklarının paylaşımıyla olduğu kadar, Kıbrıs, Suriye ve Lübnan gibi ülkeler bağlamında bir nüfuz mücadelesi, Libya gibi zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerdeki iktisadi değerler üzerinde kimin veya kimlerin karar verici olacağıyla da yakından alakalıdır. Sömürgeci imparatorluklarının bugünkü varisi olan Batı ülkeleri, bu geçmişten beslenen klasik emperyal dış politikasını hala küresel düzeyde sürdürme çabası içindedir. Sorunların temelinde esasen Batı’nın kendini hala bu eski yaklaşımlarla konumlandırması; Türkiye, Çin, Rusya gibi yeni küresel ve bölgesel oyuncuların varlığını kabullenememesinde yatmaktadır.

Batı’nın bu politikasının hedefi sadece Türkiye’de değildir. Başta Rusya olmak üzere dünyanın diğer yükselen ve etkili olmaya çalışan güçleri de Batı’nın hedefi halindedir. Konu Avrupa Birliğinin de gündemindedir. Bugün toplanan Avrupa Birliği Liderler Zirvesi’nin gündemi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü faaliyetler ile Türkiye’ye karşı alınacak önlemler. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Yönetimi’nin kışkırtmalarıyla bölgesel meselelerde sınırlayıcı ve kısır bir yaklaşıma mahkum olmakla Türkiye gibi Avrupa kıtasını Avrasya’ya dönüştüren büyük bir ufku ve geleceği dönüştürücü imkanlar arasında bir tercih yapmak zorundadır Avrupa Birliği. İngiltere gibi siyasi renk ve tesir unsuru bir ülkenin ayrılmasıyla ortaya çıkan bir kimlik bunalımını aşma mecburiyetiyle karşı karşıya olan Avrupa Birliği’nin, Türkiye’ye yönelik tutumunun bir taraftan da kendi geleceğine dair temel tercihler bakımından da belirleyici olacağını akıldan çıkartmamak gerekmektedir. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki güven bunalımının derinleşmesine katkı yapacak kararlara imza atılmayacağını ümit etmek isterim.”

TBMM Başkanı Şentop, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslararası kuruluşların hemen hemen hepsinin ciddi bir varoluş kriziyle karşı karşıya bulunduğunu hep beraber takip ettiklerini vurguladı. Şentop, “Bunun en sıcak örneğini hemen yanımızda yaşanan Yukarı Karabağ krizinde gördük. Birleşmiş Milletlerin açık kararlarının da olduğu bir konuda özellikle AGİT bünyesindeki Minsk Grubu’nun 30 yıla yakın bir zamandır devam edegelen sıcak bir sorunun hallindeki kifayetsizliği hazin bir şekilde ortaya çıkmıştır.” diye konuştu.

Uluslararası kurum ve kuruluşların, adeta dünyadaki sorunları çözümsüz kılmak, ihtilafları yeri gelince istismara hazır bir şekilde kenarda tutmak niyetiyle hareket ettiğine dikkati çeken Şentop, Yukarı Karabağ sorununun bunun en açık örneği olduğunu söyledi.

Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uluslararası kurum ve kuruluşların görevlerini yapamadıkları, sorun çözme yetenekleri uzun zamandır tartışılmakta. Bununla beraber, bu kurum ve kuruluşların sorun çözmeye yönelik iradelerinin mevcudiyeti de esasen tartışılmalıdır. Yaşanan ciddi ve yoğun sorunlar, çatışmalar, savaşlar, siyasi ve diplomatik tartışmalar içinde yeni bir dünyanın kurulması mecburiyetiyle karşı karşıya bulunduğumuzu ifade etmek isterim. 20. yüzyılın kurumları paradigmalarıyla beraber ömrünü tamamlamaya yüz tutmuştur. Yukarı Karabağ sorunu, uluslararası sistemin ve kurumların mevcut durumunu, neden işlemediğini ve geleceğinin ne olacağını, hatta sorunların çözüm yollarının neler olduğunu göstermesi bakımından da çok önemli bir örnektir. Yukarı Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğu ve Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarında işgalci olduğu herkesin kabul ettiği, teslim ettiği bir hakikattir. Bu husus o kadar net ve kesindir ki, Ermenistan’ın yanında yer alan, ona silah yardımında bulunan ve lojistik destek veren ülkeler dahil, hiç kimse bu gerçeği inkar edememektedir.

Bu konuda, Birleşmiş Milletler kararlar almış, aynı gerçeği kabul ve ilan etmiştir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı da kararlar almış, bununla kalmayıp sorunun çözümü için bir insiyatif oluşturmuş: Minsk Grubu. Bu grubun başında da, üç ülke eş-başkan; birlikte sorunu çözmeye çalışıyorlar. Hangi ülkeler? Fransa, Rusya ve ABD. Yani, kağıt üzerinde baktığınızda, sorunun çözümü için harekete geçebilecek en uygun uluslararası kuruluş tespit edilmiş.”

Arabulucu olarak mümkün ve etkili olabilecek en uygun ülkelerin seçildiğine işaret eden Mustafa Şentop, “Peki ne olmuş? 30 yıla yakın bir zaman sorun çözülememiş hatta çözüm yolunda makul, sonuca yönelik hiçbir adım atılmamış. Genel olarak dünya barışını sağlamak, uluslararası hukuku geçerli kılmak için var olan kurumlar, böyle kesin hatlarıyla belli, herkesin resmen aynı fikirde olduğu bir konuda neden mesafe alamıyor? Bunun cevabı da aynı örnek olay üzerinden mevcut. Sorunu çözmek için inisiyatif üstlenen Minsk Grubu’nun eş-başkanları, taraflardan haksız ve işgalci olduğunu söyledikleri, itiraf ettikleri ülkeye lojistik olarak yardımda bulunuyor, silah veriyor, onu işgale, saldırganlığa devamı yönünde cesaretlendiriyor, teşvik ediyor. Aslında, uluslararası kurumların da bir kabahati yok; onları var eden ve çalıştırması gereken iradede, belki de gerçek var oluş sebeplerinde bir sakatlık var. Minsk Grubu eş başkanları, bir taraftan ‘Azerbaycan haklıdır, sorunu çözeceğiz’ derken, diğer taraftan da ‘haksızdır’ dedikleri Ermenistan’a silah yardımında bulunurlarken ne yapmak istiyorlar, çok açık değil mi?” değerlendirmesinde bulundu.

Barışı sağlamak, çözüm bulmak için var olan kurumun, aslında statükoyu sürdürmek, bütün tarafları bıktıracak derecede oyalayarak mevcut haksız tablonun devamını sağlamayı istediğini vurgulayan Şentop, “Öbür taraftan, Fransa Cumhurbaşkanı, ülkesindeki bir Ermeni STK’sinde, Yukarı Karabağ Azerbaycan toprağı olduğu için Ermenistan işgalini açıktan destekleyemiyoruz, anlamına gelecek sözler söylüyor. Fransa Parlamentosu, Ermenistan’ın bile bağımsızlığını tanımadığı ve tanınması için çağrıda bulunmadığı Yukarı Karabağ’ı bağımsız olarak tanıma kararı alıyor. Ama bu kadar yanlış, bu kadar arızalı, bu kadar kör tarafgirlik içindeki bu tabloda, sorunu çözmek için yola çıkmış bir grubun eş başkanlığını bırakmak en azından hiç kimsenin aklına gelmiyor.” dedi.

Şentop, 20. yüzyılın uluslararası kuruluşları, hatta kurallarının işlemediğini, işletilmediğini belirterek, “Zira amaç; bu kuralların ve kuruluşların çalışması, barışa, hukuka hizmet etmesi değil. Amaç; oldu bittilerin, sömürgeci anlayış ve zihniyetlerin uluslararası düzen örtüsü altında devam ettirilmesi, statükonun sürdürülmesi; barışçılık, hukukçuluk oynamak.” ifadesini kullandı.

Dünyanın her yerindeki olayda tablonun aynı olduğunu vurgulayan Şentop, şöyle devam etti:

“Bu durum, uluslararası düzenin ve kuralların işleyişindeki sorunun arızi bir durum olmadığını, tam anlamıyla yapısal ve paradigmatik bir sorun olduğunu gösteriyor. Peki bu sorun nasıl çözülür? Azerbaycan, kendi göbeğini kendisi kesmeye kalkınca, özgüvenle ve kararlılıkla harekete geçince sorun hızlıca çözülüverdi. Bu kararlı hamle karşısında, statükocu dengelerin aslında gerçek bir mukavemet gücünün de bulunmadığı ortaya çıkmış oldu. Uluslararası düzenin, kağıttan bir düzen olduğu, tamamen kabuller ve varsayımlar üzerine dayandığı, gerçekte artık var olmadığı anlaşılmış oldu.”

Kur’an-ı Kerim’de Sebe Suresi’nde, büyük bir güç ve saltanat sahibi Süleyman Peygamberin vefatını anlatan ayetteki metaforun konuyu aydınlatması bakımından burada çok açıklayıcı olduğunu anlatan Şentop, “Süleyman Peygamber vefat ettiği halde, onun vefatını etrafında hiç kimse fark edememiş, bir süre asasına, bastona dayanarak ayakta, canlı gibi durmuştur. Ta ki, bir kurtçuk dayandığı asayı kemirip kırılmasını sağlayıncaya kadar… Süleyman Peygamberin vefat etmiş olduğu o zaman anlaşılmıştır. 20. yüzyılın uluslararası kuralları ve düzeni, öldüğü halde asaya dayanıp canlı imiş gibi duran bir varlığa dönüşmüştür. Asayı, yani onun fizik dayanaklarını kemiren kurtçuklar, gerçek durumu, yani bir düzenin olmadığını göstermeye yetmiştir.” diye konuştu.

Aynı gerçeği her olayda, dünyanın her yerinde yeniden gördüklerinin altını çizen TBMM Başkanı Şentop, şunları söyledi:

“Libya’da, BM’nin tanıdığı hükümeti, güya herkes tanırken, onun karşısındaki darbeci güçlere yardım eden ülkeler, başta Fransa, kuralların ve kurumların gerçekte mevcut olmadığını gösteriyor. Son olarak, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, bir taraftan Türkiye’ye yönelik olarak güya demokrasi ve insan hakları temelinde eleştiri getirirken, diğer taraftan ‘insan haklarına ve demokrasiye aykırılıklar olmasına rağmen Mısır’a silah satmaya devam edeceğiz’ demesi uluslararası kurallar ve düzenle alakalı zihni deformasyonun artık gizlenemez bir duruma geldiğini göstermektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bu adaletsiz uluslararası düzen iflas etmişti; iflasının ilanı da uzun yıllar önce aslında gerçekleşmişti. Her yeni uluslararası sorun bu iflasın tekrar ilanından başka bir gerçeği ifade etmiyor.”

Bugün Doğu Akdeniz’de ortaya çıkan hadiselerde de bu tarafgir ve adaletten uzak bakış açısının tezahürlerini yaşadıklarını vurgulayan Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başından itibaren sadece uluslararası hukuktan ve antlaşmalardan kaynaklanan haklarını ve yine aynı hassasiyetle meşru araçlar ve yöntemlerle arayan Türkiye’nin girişimleri; karşısında uluslararası hukuku ve antlaşmaları yok sayan, her türlü gayrı meşru girişimi hak sayan birtakım ülkeler ve sözde ittifaklar bulmuştur. Avrupa Birliği gibi güya büyük iddiaların, demokrasi, barış ve ortak gelecek tezlerinin adeta bu ‘la yüs’el anma yef’al’ büyük projesi; dünyayı kasıp kavuran salgında, bir ortak gelecek değil, güçlünün ayakta kaldığı, zayıfın kaderine terk edildiği acımasız bir bencillik ve bir o kadar da çaresizlik zemini olarak başarısız bir sınav vermiştir.

Eski dünyanın sakil alışkanlıklarıyla hareket eden bu ülkeler, yeniden şekillenen bölgemizin ve Doğu Akdeniz’in geleceğinde söz sahibi olma iddiası taşımaktadırlar. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan adaletsiz dünya düzeninde, bazı ülkelerin sadece hak ve menfaatleri, bazı ülkelerin ise sadece vazife ve yükümlülükleri vardı. Uzun yıllar bu garip ve adaletsiz düzen devam etti. Ancak artık dünya değişti, bu adaletsiz düzeni var eden parametreler çöktü. Bu gerçekliği bazı ülkelerin kabul etmekte zorlandığını, geciktiğini görüyoruz. Uluslararası düzende artık her devletin, her milletin hak ve menfaatleri olduğu gibi vazife ve yükümlülükleri de vardır, olacaktır. Bu adaletli tezin hakim olacağı bir dünya da uzak değildir. Dünyadaki derin ekonomik dengesizlikler, maddi güçler arasındaki ölçüsüz farklılıklar, adaletli bir düzenin oluşumunun uzak olduğu kanaatine bizi düşürmesin. Dünyada nüfus dengelerindeki büyük ve sarsıcı değişiklikler, buna bağlı nüfus hareketleri, Batı’nın artık gözlerden saklanamaz açık zalimce tutumları, çifte standartları ve bunların Batı dışı dünyada meydana getirdiği o büyük hayal kırıklıkları, infialler, öfke ve kin büyük değişimin ayak seslerini bize duyurmaktadır.”

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının da açıkça tam manasıyla küreselleşmiş bir dünyada yaşandığını gösterdiğini belirten Şentop, “Sadece para ve ekonomik varlıklar küreselleşmedi; aynı zamanda insan hareketleri de kültürler de sorunlar da hastalıklar da küreselleşti, virüs de küresel. Elbette, mutluluk da, huzur da, mutsuzluk da huzursuzluk da küresel olacak. Böyle bir küresel dünyada, dünyanın herhangi bir yerinde bir insan güvenlik ve huzur içinde değilse, hiçbirimiz güvenlik ve huzur içinde olamayacağız.” dedi.

Bu gerçeği kavrayıp bütün dünyada barışın, güvenliğin, huzurun, asgari yaşam seviyesinin sağlanması için, hakka ve hukuka saygılı, adaletli bir düzenin tesisi için gayret göstermek mecburiyetinde olunduğunu ifade eden Şentop, “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığını, sadece stratejik kaynaklar ve bunlar üzerindeki meşru haklar bakımından tarif edemeyiz. Türkiye, kendi haklarını aradığı kadar, bu alanda ve sahada adil bir paylaşımın, hakça bir dağılımın ve olmazsa olmaz bir barış zemininde gerçekleşmesi için vardır. Emeği değil sömürüyü, hakkı değil zulmü, paylaşımı değil el koymayı alışkanlık haline getirenlerin bunu anlamasını zaten beklemiyoruz. Türkiye kendi gücüyle mütenasip, kendi haklarına dönük adımlar atıp, kazanımlar elde ettikçe Türkiye karşısındaki hukuk dışı, anormal tepkileri ve oluşturulan tuhaf birliktelikleri görüp müşahade ediyoruz.” diye konuştu.

Uluslararası adalet ve barışın, tek taraflı değil, ilgili herkes için arzu edilen bir zemin olduğuna işaret eden Mustafa Şentop, şunları kaydetti:

“Türkiye bugün bu zemin üzerinde kurulacak masada kendi haklı görüşlerini net bir biçimde ifade edecek yeterli doktriner birikime de sahiptir. Bugün ülkemizin en köklü üniversitelerinden biri olan Ankara Üniversitemiz tarafından düzenlenen bu değerli sempozyum da, esasen bu tutumumuza dönük niyetimizin bir göstergesidir. Umuyorum ki bu sempozyumda değerli katılımcılarımızın ortaya koyacağı düşünce, öneri ve sonuçlar, Doğu Akdeniz’in bir barış maviliği içinde kalmasına dönük yeni yaklaşımların kapısını açar.”

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ise yaptığı konuşmada, “Denizlerdeki etkinliğini her geçen gün artıran Türkiye, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyet ve adaletten yana bir tutumla denizlerdeki faaliyetlerini sürdürmüş ve sürdürmeye devam etmektedir.” şeklinde konuştu.

Yeryüzünde sınırlı miktarda bulunan bu enerji kaynakları arasında petrol ve doğal gazın önde geldiğini vurgulayan Ünüvar, bu yönüyle Doğu Akdeniz’in dünyadaki birçok devletin dikkatini çektiğini ifade etti.

Doğu Akdeniz’e hem kıyısı olan hem de olmayan devletlerin bu bölgedeki gelişmeleri dikkatle takip ettiğinin ve yaşananların dışında kalmak istemediğinin altını çizen Ünüvar, şöyle konuştu:

“Yapılan bilimsel araştırmalara göre Doğu Akdeniz’de 3,5 ila 10 trilyon metreküp arasında çıkarılabilir doğal gaz rezervi, 1,5 ile 3,5 milyar varil petrol rezervinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Böylesine zengin potansiyelin bulunduğu coğrafyada bölge ülkelerinin bu potansiyeli göz ardı etmesi düşünülemez. Türkiye, Doğu Akdeniz’e en uzun kıyısı bulunan devlet olması sebebiyle bölgede özel bir konuma haizdir. Denizlerdeki etkinliğini her geçen gün artıran Türkiye, barıştan, iş birliğinden, hakkaniyet ve adaletten yana bir tutumla denizlerdeki faaliyetlerini sürdürmüş ve sürdürmeye devam etmektedir. Nitekim son bir yıldır yaşananlar bilhassa Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası söz konusu yaklaşımın en son örneğini oluşturmaktadır.”

Ünüvar, Türkiye’nin barıştan, iş birliğinden yana tutumunun bölge devletlerinin bir kısmı tarafından karşılık bulmadığını söyledi.

Doğu Akdeniz’e en uzun kıyı şeridi bulunan devlet olmasına rağmen Türkiye’nin, Antalya sahillerine hapsedilmesi amacıyla yapılan haritalara karşı dik bir duruşun sergilendiğini vurgulayan Ünüvar, Türkiye’nin hem kendisinin hem de KKTC’nin uluslararası hukuk kapsamındaki hak ve menfaatlerini korumak üzere uluslararası alanda her türlü girişimde bulunduğunu aktardı.

Türkiye’nin, yaşanan sorunların diyalog ile çözümünden yana olduğunu ifade eden Ünüvar, şöyle devam etti:

“Sorunların çözümü için en aklıselim yol koşulsuz müzakeredir. Böylelikle tüm bölge devletlerinin menfaatlerini koruyan bir yol bulunması mümkün hale gelecektir. Bu süreçte konuyu hukuk, siyaset ve jeopolitik gibi farklı alanlarda ele alan birçok akademik faaliyet gerçekleştirilmiştir. Bunlar Türkiye’nin mevzubahis girişimlerine zemin teşkil etmiştir. Bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynaklarının bulunduğu alanlarda deniz yetki alanlarını ilgilendiren uyuşmazlıklar ile hak, yetki ve benzeri uluslararası düzeydeki sorunların değerlendirilmesi, konuyu birçok alanda ele alan akademik ve bilimsel çalışmanın bu sürece dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır.”

Necdet Ünüvar, Ankara Üniversitesinin, Türkiye’nin her meselesini kendi meselesi gibi gördüğünü, bu doğrultuda çalışmalar yaptığını sözlerine ekledi.

Sempozyumun, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Akif Çağatay Kılıç’ın başkanlığındaki 1. oturumunda “Doğu Akdeniz Sorunlarına Genel Yaklaşım”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Çelik başkanlığındaki 2. oturumunda “Doğu Akdeniz’de Hukuk ve Siyaset”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muharrem Özen başkanlığındaki 3. oturumunda ise “Doğu Akdeniz’de Çözüm ve TBMM” başlıkları ele alındı.