Prof. Dr. Mustafa Şentop

ANASAYFA

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, AVRASYA MEDYA FORUMU’NA VİDEO MESAJ GÖNDERDİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Nur-Sultan’da düzenlenen Avrasya Medya Forumu’nun 17. toplantısına, video mesaj gönderdi.

Bu anlamlı toplantıya, programının elvermemesi nedeniyle video-mesaj yoluyla katılabildiğini dile getiren Şentop, “Ancak bu ay sonunda ikili bir ziyaret gerçekleştirmek ve TÜRKPA toplantısına katılmak üzere kardeş Kazakistan’ın güzel başkenti Nur-Sultan ve Türk dünyasının manevi başkentlerinden Türkistan’ı ziyaret edecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.” diye konuştu.

Şentop, Forum’un medya sektörünün gelişimine katkı sağlama ve açık diyalog ortamı oluşturma amacına ulaştığını görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Komite Başkanı Dariga Nazarbayeva başta olmak üzere, organizasyonda emeği geçen tüm yetkililere davetleri için şükranlarını sunan Şentop, Forum’un verimli ve tüm katılımcılar için yararlı olmasını diledi.

Şentop, Avrasya Medya Forumu’nun bu yılki toplantısının, Kazakistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının 30. yıl dönümünün kutlandığı bir dönemde gerçekleştirilmesinin özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Kazak halkı, uzun bir dönemden sonra 1991’de bağımsızlığına kavuşarak tekrar milli bir devlet ve bayrak altında yaşama bahtiyarlığına kavuşmuştur. Her ne kadar modern dönemde bağımsızlığının 30. yılını kutluyor olsa da, Kazak halkının köklü bir tarihi ve devlet geleneği bulunmaktadır. Bu geçmiş, aynı zamanda Türkler, Kazaklar ve diğer akraba halkların ortak tarihini teşkil etmektedir.” diye konuştu.

Bu tarihsel birikimden güç alarak bağımsızlığını kazanmasından bugüne kadar geçen süre zarfında her alanda gerçekleştirdiği atılımlarla Kazakistan’ın, ülke içinde olduğu gibi küresel boyutta da barış ve güvenliğin kilit ülkelerinden biri haline geldiğini kaydeden Şentop, şöyle devam etti:

“Bu bağlamda, kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’in liderliğinde Kazakistan diplomasisinin dünyaya kazandırdığı önemli bir gün olan Uluslararası Nükleer Silahların Test Edilmesiyle Mücadele Günü’nü kısa bir süre önce 29 Ağustos’ta idrak ettik. Yine Kazakistan’ın koordinatörlüğünde 1993 yılında başlatılan Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) süreci, güvenlik anlayışına çok boyutlu yaklaşımlar getirmektedir. Keza, Suriye’de yaşanan trajedinin çözümü noktasında da Astana Süreci ile başlatılan inisiyatifte Kazakistan’ın rolü taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır. Bugün 17. toplantısını yaptığımız Avrasya Medya Forumu’nu da Kazakistan’ın başarılı bölgesel ve uluslararası girişimlerinden biri olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum. Bağımsızlığından bu yana, Kazakistan’n, nüfusu içerisindeki farklı etnik halklar arasında ahenk ve barışı sağlamada göstermiş olduğu başarı takdire şayandır. Kısa bir sürede, kadim devlet geleneğinden aldığı güçle yönetimi inşa etmiş, demokratik ve müreffeh bir toplum oluşturma yolunda önemli mesafe kat etmiştir. Anayasanın kabulünden çeyrek asır sonra 30 Ağustos’ta ‘Anayasa Günü’nü coşkuyla kutlaması, Kazakistan’ın en önemli kazanımları arasında yer alan toplumsal barış ve huzurun da bir göstergesini teşkil etmektedir.”

Türkiye-Kazakistan ilişkilerinin çok özel ve anlamlı olduğuna işaret eden Şentop, “30 yıl önce, 1991’de, tüm Türk Cumhuriyetleri gibi Kazakistan da bağımsızlığını ilan etmiş, ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur. Bağımsızlığından kısa süre önce, Mart 1991’de, merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Kazakistan’ı ziyareti sırasında ülkelerimiz arasında kapsamlı bir işbirliği anlaşması imzalanmıştır. O tarihten bugüne kadar iki ülke arasındaki ilişkiler birçok alanda gelişmeye devam etmektedir. İlişkilerimiz, 2009 yılında ‘Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın imzalanmasıyla daha üst bir seviyeye taşınmıştır. Önümüzdeki yıl martta da diplomatik ilişkilerimizin kuruluşunun 30. yıldönümünü kutlayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Başkanı Şentop, Türkiye ve Kazakistan arasındaki ilişkilerin çok taraflı platformlarda da başarıyla devam ettiğini dile getirerek, “Bunların en belirginlerinden birisi, temel amacı, Türk dili konuşan devletler arasında kapsamlı işbirliğini derinleştirmek, bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkıda bulunmak olan Türk Konseyi’dir. 12 Kasım’da İstanbul’da düzenleyeceğimiz Türk Konseyi Zirvesi bu kapsamda büyük önem taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Şentop, sözlerini, Avrasya Medya Forumu’nun 17. Toplantısı’nın tüm paydaşlarına başarılar dileyerek tamamladı.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, MİLLİ EĞİTİM BAKANI ÖZER’İ KABUL ETTİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’i makamında kabul etti. Basına kapalı gerçekleştirilen kabulde Milli Eğitim Bakanı Özer, kaleme aldığı kitaplarını Meclis Başkanı Şentop’a takdim etti.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, SAKARYA ZAFERİ’NİN 100. YILINI KUTLADI

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yılını kutladı.

Şentop, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, “22 gün süren destansı mücadelenin sonunda kazandığımız Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere bütün kahramanlarımızı ve şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyorum.” ifadelerine yer verdi.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, SAYIŞTAY BAŞKANI YENER’İ KABUL ETTİ

Sayıştay Başkanı Metin Yener, 2020 Yılı Sayıştay Denetim Raporları’nı TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop’a sundu.

TBMM Başkanı Şentop, Yener’i makamında kabul etti.

Görüşmede Sayıştay Başkanı Yener, Şentop’a 2020 Yılı Sayıştay Denetim Raporları’nı sundu

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, SIRBİSTAN ULUSAL MECLİS BAŞKANI DAÇİÇ İLE GÖRÜŞTÜ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Sırbistan Ulusal Meclis Başkanı Ivica Daçiç ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araya geldi.

Şentop, Sırbistan Ulusal Meclis Başkanı Ivica Daçiç ile baş başa görüştü, ardından heyetler arası görüşmelere geçildi.

Şentop, heyetlerarası görüşmede, Daçiç ve beraberindeki heyeti TBMM’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek görüşmenin salgın şartları nedeniyle büyük ölçüde zayıflayan uluslararası ilişkilerin hızlanmasına vesile olmasını temenni etti.

Daçiç’in İçişleri ve Dışişleri Bakanı, Başbakan, Başbakan Yardımcısı olduğu dönemde ve şimdi de Meclis Başkanı olarak Sırbistan siyasetine damga vuran bir devlet adamı olduğunu anımsatan Şentop, “Cumhurbaşkanlarımızın liderliğinde ilişkilerimizin tarihinin en iyi seviyesine ulaştığını görmekten memnuniyet duyuyoruz. ‘Kazan-kazan’ prensibiyle elde ettiğimiz bu başarıda zatıalinizin büyük katkısının olduğunu da biliyorum.” dedi.

Şentop, “Bütün sahalarda derinleşen ilişkilerimizin, halklarımızın temsilcileri parlamenterlerimiz arasında da tesis edilmesine önem veriyorum. Dostluk gruplarımız ve ilgili komisyonlarımız başta olmak üzere parlamenterlerimiz arasındaki ilişkiler, halklarımızın birbirlerini daha iyi tanımalarına, müşterek değerlerimizin sağladığı avantajlardan daha iyi istifade etmelerine imkan sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Meclis Başkanı düzeyinde Parlamentolararası Birlik 141. Genel Kurul Toplantısı’na katılmak için 2 yıl önce Belgrad’ı ziyaret ettiğini anlatan Şentop, “Aile kökenim eski Yugoslavya’ya dayanıyor. Baba tarafım 1926’da Kuzey Makedonya’nın Gevgeli bölgesinden Türkiye’ye göç etmiştir. Aynı toprakların evladı olarak, bu görüşmelerimizin akraba görüşmesi, ziyareti olduğunu düşünüyorum. Dostluk gruplarımız arasındaki ilişkilerin parlamentolarımız arasındaki iyi ilişkilerin taşıyıcısı olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Şentop, 250 üyeli Sırbistan Ulusal Meclisinde, Türkiye Dostluk Grubunun 85 üyesiyle en kalabalık gruplardan birini oluşturduğunu, TBMM’deki Türkiye-Sırbistan Dostluk Grubunun da 304 üyesi olduğunu ifade etti. Şentop, bu rakamların ülkelerin ve halkların birbirlerine verdikleri değeri teyit eden önemli bir gösterge olduğunu kaydetti.

İki ülkenin, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Parlamenter Asamblesi ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi gibi çok taraflı platformlar bünyesindeki dayanışmasının da sürmesini temenni eden Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkili ticari ve ekonomik ilişkilerimizin süratle geliştiğini ve ticaret hacminin de kısa vadede 2 milyar dolara yaklaştığını görüyoruz. Türk iş adamlarının yatırımlarımızın son on senede 1 milyon dolardan 250 milyon dolara ulaştığını biliyorum. Dostluk ve barış yolu olarak addettiğimiz Belgrad-Saraybosna otoyol projesindeki çalışmalar devam ediyor. Ülkelerimiz arasında imzalanmış olan üç anlaşmanın onay sürecini müteakip yasama yılı içinde tamamlamayı planlıyoruz. Türkiye ile Sırbistan arasında eğitim ve kültür sahasındaki ilişkilerin gelişmesinden de memnuniyet duyuyoruz. TİKA ve Türkçe lisan kurslarından şimdiye kadar 2 bin 500’den fazla kişinin faydalandığı Yunus Emre Kültür Merkezimizin başarılı faaliyetlerinin devamını temenni ediyoruz.”

Sırbistan Ulusal Meclis Başkanı Ivica Daçiç de Türkiye’de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirerek “İkili ilişkiler açısından çok memnuniyet verici bir düzeyde olmak bizleri de çok mutlu ediyor. Önceki zamanlara göre ikili ilişkilerimiz çok ilerledi. Hatta yeni tarihteki en iyi ilişkiler diyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı olduğu dönemde, Türkiye ile Sırbistan arasındaki vizelerin kaldırılması anlaşmasını imzaladığına işaret eden Daçiç, “Bu bizim için çok önemli bir adımdı. Sonra Serbest Ticaret Anlaşması’nı imzaladık. İki ülke arasında daha fazla güven ortamı oluştu. İlişkilerimiz gelişiyor, çok uluslu platformlarda da bunu görüyoruz.” diye konuştu.

İki ülke arasında ekonomik ilişkilerin de çok geliştiğine dikkati çeken Daçiç, “Sizin dediğiniz gibi 2 milyar doları yakaladık, bu rakamı daha da aşabiliriz. Sırbistan’da 400 Türk firması var. Son 10 yıl içinde Türkiye’den doğrudan yatırım 200 milyon avroyu buldu.” bilgisini verdi.

Daçiç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in de gelecek hafta Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştireceğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşeceğini bildirdi.

Görüşmenin ardından TBMM Başkanı Şentop, Daçiç ve konuk heyeti 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında bombalanan alanı gezdirerek o gece yaşananlar hakkında bilgi verdi. İki Meclis Başkanı daha sonra bu alana karanfil bıraktı.

Öte yandan Şentop, Daçiç’e tadilat çalışması süren TBMM Genel Kurul Salonu’nu gösterdi.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP 12 EYLÜL DARBESİNİN 41. YIL DÖNÜMÜ SEBEBİYLE MESAJ YAYIMLADI

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, 12 Eylül 1980 darbesinin 41. yıl dönümü sebebiyle sabah saat 04.00’da bir mesaj yayımladı.

Şentop’un mesajı şöyle:

“Aziz Türk Milleti;

Tarih geriye sarılamaz ama bugünün masasına koyularak incelenip tartışılabilir.

Bundan 41 yıl önce 12 Eylül 1980 gece saat 04.00’da radyodan okunarak ilan edilen askerî darbe bildirisi ve akabinde yaşanan gelişmeler, sonuçları itibarıyla ülkemizin toplumsal, siyasal ve demokratik tarihinde trajik bir dönemi işaretlemektedir.

Yüce Meclisimizin feshedilip Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırıldığı, siyasî partilerin kapatılıp yasama yetkisinin “Millî Güvenlik Konseyi”ne devredildiği, 1961 Anayasasının yürürlükten kaldırılarak toplum ve siyaset için yeni yol haritalarının darbe karargâhında dizayn edildiği bir döneme 41 yıl sonrasından bakarken, o siyah-beyaz yılların kaotik atmosferini bugün de ibretle hatırlıyoruz.

Özellikle yetmişli yıllardan itibaren sağ/sol görünümlü anarşi ve terör ortamının puslu havasında işlenen sayısız cinayetin gazete manşetlerini işgâl etmesi, kahvehanelerin rastgele taranarak her gün yeni ölüm haberlerinin topluma pompalanması, mahallelerin ideolojik çizgilerle birbirinden ayrılması, annelerin pencerede endişeyle çocuklarının eve sağ gelmesini beklemesi, öğretmen ve polis gibi temel kamu görevlilerinin bile karşıt görüşlü dernekler etrafında örgütlenmesi, aynı silahın öğleden önce sol, öğleden sonra sağ görüşlü gençlere karanlık ellerce verilip kaos cephesine sürülmesi, Maraş ve Çorum olayları gibi yüksek ateşli provokatif projelerle toplum hayatının cehenneme dönüştürülmek istendiği yıllara; siyaset alanındaki tıkanmalar, %100’leri aşan enflasyon ve başka ekonomik bunalımlar da eklendiğinde 41 yıl önceki Türkiye görüntüsü biraz olsun anlaşılabilir.

Fakat bütün bu sıkıntıları aşmanın yolu askerî darbe ve sıkıyönetim değildir ve hiç bir zaman, asla olamaz.

Askerî darbe yapılınca bıçak gibi kesilen ideolojik cinayetler ve diğer toplumsal sorunlar, darbe yapılmadan çözülemez miydi?

Darbeden sonra kurulan askerî mahkemelerde yargılanan yüzbinlerce insanımız, hapishanelerde işkencelerle öldürülen yüzlerce vatandaşımız, idam edilen onlarca kişi ve fişlenen milyonlarca hayat…

Darbenin travmatik sonuçları bugün bile telafi edilebilmiş değil.

12 Eylül Darbesinin ve onun ardılları olan 28 Şubat ve diğer darbe girişimlerinin ülkemize, demokrasimize ve insanımıza verdikleri sosyo-ekonomik hasarlar ve belki daha önemlisi demokratik ve siyasal tarihimize verdikleri zarar ölçülemez.

Evet, aradan geçen zaman içinde 12 Eylül darbecilerini yargıladık, 28 Şubat darbecilerini yargıladık, 15 Temmuz hainlerini yargıladık ve 1960 darbecilerinin astığı siyaset ve devlet adamlarımızın iade-i itibarını temin ettik. Mevcut güçlü siyasal yapımız içinde vesayeti bütünüyle yok ederek Aziz Milletimizi ve demokrasimizi kara lekeler tarihinden kurtarılmış bir yapıyla buluşturduk.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bazı dış odakların “bizim çocuklar” dediği yapıların aklına esince darbe yaptığı bir ülke değildir ve artık asla olmayacaktır. Halkın oylarıyla kabul edilen yeni yönetim sistemimiz, meşruiyetini bütünüyle Milletimizin özgür iradesinden alan bir yapıya kavuşmuştur. İçlerinde dikta hevesini besleyen ve bunu ancak askerî darbe, cunta gibi yollarla gerçekleştirebileceğini düşünen bedhahlara bu yolun artık bütünüyle kapandığını, bunun imâsına dahi yeltenmenin büyük bir yanlış ve suç olacağını güçlü biçimde ifade etmek isterim. Umuyorum ki yakın gelecekte yapılacak olan yeni Anayasamız, darbe dünyasıyla ilgili her türlü hevesin kökünü kazıyan bir içeriğin de teminatı olacak.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bugün siyasal alana musallat olmak, millet iradesini sıfırlamak isteyen her türlü darbe, terör, ekonomik kumpas ve başka gayrimeşru siyaset parazitlerini yok edecek güçtedir. Devletimiz bu güce Aziz Milletimizin siyasî olgunluğu ve desteği içinde gerçekleşen siyasî ve idarî reformlar sonucu gelmiştir. Takdir edersiniz ki bu mücadele kolay olmamıştır. Arkasında bütün bir ülkenin kararlı, mücadeleci ve fedakâr tutumu vardır. Siyasî meşruiyet sınırları içinde sessiz ve onurlu biçimde gerçekleşen bu değerli demokratik formu koruma ve kollama görevi sadece ve sadece siyasetin sorumluluk alanındadır.

Bugün 12 Eylül 2021, saat 04.00.

Aziz Milletimize iyilik, esenlik ve umut dolu bir gün ve gelecek diliyorum.

Güneş hepimiz için bu sabah ve her sabah hayırla doğsun.”

TBMM BAŞKANI ŞENTOP’TAN 9 EYLÜL MESAJI…

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, İzmir’in kurtuluşunun yıl dönümü vesilesiyle sosyal medya hesabından mesaj yayımladı.

Şentop’un mesajı şöyle:

Millî Mücadele’nin zaferle taçlandığı ve Güzel İzmir’in işgalden kurtarıldığı 9 Eylül 1922’nin 99’uncu yıldönümü milletimize kutlu olsun. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere bütün şehitlerimizi ve kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyorum.”

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, TACİKİSTAN’IN MİLLİ GÜNÜNÜ KUTLADI

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Tacikistan Milli Günü’nü kutladı.

Şentop, Tacikistan Milli Günü nedeniyle Tacikistan Temsilciler Meclisi Başkanı Mahmadtoir Zokirzoda ile Tacikistan Milli Meclisi Başkanı Rustam Emomalı’ya iki ayrı mesaj gönderdi.

Tacikistan halkını Türk milleti ve şahsı adına kutladığını belirten Şentop, iki ülke arasındaki kardeşlik ve dostluk ilişkilerinin temelinde derin tarihi, kültürel ve insani bağların bulunduğunu kaydetti. Şentop, “Parlamentolarımız arasındaki yakın ilişkiler de bu zemin üzerinde gelişmekte, ikili ve çok taraflı platformlarda ivme kazanmaktadır. En yakın zamanda görüşebilmek temennisiyle dost ve kardeş Tacikistan halkına sıhhat, huzur ve refah dileklerimi iletirim.” ifadelerini kullandı.

TBMM BAŞKANI ŞENTOP, KUZEY MAKEDONYA MİLLİ GÜNÜNÜ KUTLADI

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Kuzey Makedonya Milli Günü’nü kutladı.

TBMM Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Şentop, Milli Günü dolayısıyla Kuzey Makedonya Meclis Başkanı Talat Caferi’ye kutlama mesajı gönderdi.

Dost ve kardeş Kuzey Makedonya halkı ile Caferi’yi tebrik eden Şentop, mesajında şunları kaydetti:

“Köklerini tarihten gelen kardeşlik ve muhabbet bağlarından alan Türkiye-Kuzey Makedonya ilişkilerinin ve parlamentolarımız arasındaki yakın iş birliğinin, önümüzdeki dönemde halklarımızın müşterek menfaatleri doğrultusunda her alanda daha da gelişeceğine ve bölge istikrarına katkı sağlamaya devam edeceğine yürekten inanıyorum. Bu vesileyle dost ve kardeş Kuzey Makedonya halkına sıhhat, huzur ve refah, size ve şahsınızda Kuzey Makedonya Meclisinin değerli üyelerine başarı ve mutluluk dileklerimi iletirim.”

TBMM BAŞKANI ŞENTOP VİYANA’DA GAZETECİLERLE BİR ARAYA GELDİ

TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, Türkiye’nin Viyana Büyükelçiliğinde Türk ve Avusturyalı gazetecilerle bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Parlamentolar Arası Birlik’in (PAB) düzenlediği 5. Dünya Parlamento Başkanları Konferansı’nda, interaktif genel müzakereler kapsamında ele alınan “Çevrim içi ve çevrim dışı ortamlarda dezenformasyon ve nefret söylemiyle mücadele, daha güçlü yasal düzenlemeler gerektirmektedir.” başlıklı önergenin hatırlatılması üzerine Şentop, gündemin, konu başlıklarının belirlenmesinde özel bir taleplerinin olmadığını, PAB’ın, bu konuda kendi içinde bir çalışma yürüttüğünü söyledi.

Türkiye’de sosyal medyaya ilişkin düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusunun, bir süredir tartışıldığını hatırlatan Şentop, “Konferansa katılan parlamento başkanlarının, kendi ülkelerinde de böyle bir sorunun olduğunu kabul etmesi ve bunun üzerine bir tartışma olması çok dikkatimi çekti. Konuya ilişkin hukuki altyapı düzenlemesi olması lazım. Bunu ulusal düzeyde yapmak gerekli ama yeterli değil, uluslararası düzeyde de hukuki bir altyapı oluşturulmalı. Sorunun temelinde, çok uluslu şirketlerin, ulusal hukuk düzenlerini tanımayıp kendi koyacakları kuralları devletlere dayatması var.” diye konuştu.

TBMM Başkanı Şentop, Afganistan’dan Türkiye’ye ne kadar mülteci akını olacağına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

“İnsanlar, kendi ülkelerinde bir sorun olduğu için oradan ayrılmak zorunda kalıyorlar. O sorunu çıkaran ülke Türkiye değil ama o sorunun sonuçlarını üstlenmek zorunda kalan ülke Türkiye. Bir zorluk, sıkıntı yaşayan insanlar Türkiye’nin sınır kapılarına geldiğinde kapıları kapatıp, ‘Biz sizi istemiyoruz. Bakamayız’ demeyi vicdani yaklaşımlarımıza aykırı buluyoruz. Ama mültecileri, dünyanın her yerinden toplayıp sonsuza kadar bakabilecek imkanı hiçbir ülkenin olmadığı gibi Türkiye’nin de yok. Bu, küresel bir sorundur. Küresel bir bakış açısıyla uluslararası toplumun bir araya gelerek, sorunun çözümüne katkı yapması lazım.”

Şentop, Türkiye’nin, Afganistan kaynaklı düzensiz göçü kontrol etmek için kaynağında çalışma yürüttüğüne dikkati çekerek, “Sonuç itibarıyla tek başına bir ülkenin üstlenebileceği bir sorumluluk değil, bütün dünyanın sorumluluğu. Herkesin elini taşın altına koyması, sorumluluktan payına düşeni üstlenmesi lazım.” ifadesini kullandı.

“Türkiye’nin NATO üyeliğinin, Afganistan’da yaşananların ardından daha da önemli hale geldiği” dile getirilerek, “Türkiye, Afganistan’da yaşanan süreçte nasıl bir rol oynayabilir?” sorusunu da Şentop, “Türkiye NATO içinde her zaman önemli bir ülkeydi. Ama bu önemin farkında olanlar vardı, olmayanlar vardı. Onlar da böyle bazı olaylar vesilesiyle bu önemin farkına varıyorlar. Bu anlamda değişen bir şey yok.” diye yanıtladı.

Bir soru üzerine Afganistan’da Taliban’ın iktidara gelmesini değerlendiren Şentop, “Görünen o ki NATO ve ABD’nin öncülüğünde Afganistan’da oluşturulmaya çalışılan her neyse o başarısız oldu. Dünyanın birçok yerine ‘demokrasi götürmeye’ çalışan, bu niyetle yola çıkan ülkeler, gittikleri her yeri bir istikrarsızlık coğrafyası haline getirmişlerdir. Afganistan bunun ilk örneği; Suriye, Irak, Libya aynı şekilde.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin Afganistan’da, başka ülkeler gibi ekonomik çıkar hesabının olmadığının altını çizen Şentop, Türkiye ile Afganistan arasında 100 yıldan fazla zamandan beri tarihi ve kültürel ilişkilerin bulunduğunu hatırlattı.

Mustafa Şentop, Avrupa’da yükselen ırkçılık, yabancı ve Türk düşmanlığı ile İslamofobi konusunda soruyu da yanıtladı. Avrupa’da İslamofobi, yabancı ve Türk düşmanlığına yönelik bazı siyasi hareketlerin olduğuna, bunların sesinin yükseldiğine işaret eden Şentop, bunun, birçok ülkede seçim sonuçlarına da yansıdığını dile getirdi.

Türkiye’den Avrupa’ya gelenlerin, içinde bulundukları toplumun kurallarına, geleneklerine ve hukuk düzenine azami düzeyde riayet eden insanlar olduğunu belirten Şentop, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 1 yıl önce Viyana’da yaşanan bir terörist saldırıda, yaralı polislere yardım edenler, ‘Topluma entegre olmadı’ diye suçlanan Türk gençleriydi. Bu gençlere ödül verildi. Az önce ben kendileriyle de görüştüm. Kaderin cilvesi, birinin ismi de Recep Tayyip’ti. Birbirimizi fobiler, önyargılar üzerinden değerlendirmemeliyiz. Yanlış yapan, suç işleyenle ilgili her ülkede ceza, kanunlar var. Suçlar bireyseldir. Terörün de teröristin de dini olmaz. Teröristler dinine göre ayrıştırılamaz, değerlendirilemez.”

Türkiye ile Avusturya arasında geçmişte siyasi kriz yaşandığı anımsatılarak, “İkili ilişkilerin geliştirilmesinde iki ülkeye düşen görevler nelerdir?” sorusu üzerine Şentop, Avusturya Meclis Başkanı Wolfgang Sobotka ile yakın dostluğu bulunduğunu anlattı.

Sobotka ile dün çok olumlu ve faydalı bir görüşme yaptığını aktaran Şentop, “Şüphesiz aynı fikirde değiliz, birçok konuda farklı düşünüyoruz, birbirimizi eleştiriyoruz fakat karşılıklı müzakere ve diyalog zemininin sürdürülmesi gerektiğini, ülke yöneticilerinin, siyasetçilerin popülizm kaygısıyla birbirinin arkasından konuşmaması, varsa eleştiriler, bunların yüz yüze görüşerek değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettik ve bunda mutabık kaldık.” dedi.

TBMM Başkanı Şentop, “Türkiye ile Avusturya ilişkilerinin geleceği konusunda neden bir yuvarlak masa toplantısı yapılmıyor?” sorusuna, “Güzel bir öneri. Bu öneriyi daha başka parlamento başkanlarının, siyasetçilerin olduğu ortamda da dile getirmek lazım. Bu tür toplantıları mümkün olduğu kadar yapmaya çalışıyoruz.” cevabını verdi.

“AB ile Türkiye arasında yapılan sığınmacı anlaşması sık sık gündeme geliyor. Bir taraf çok para verildiğini, diğer taraf az para verildiğini söylüyor. Sığınmacı anlaşması konusunda Türkiye’nin görüşü nedir?” sorusu üzerine Şentop, şu görüşleri paylaştı:

“Para konusu çok karmaşık, gizli saklı bir konu değil, kimin ne verdiği bellidir. Burada mesele o da değil, bir sorumluluk almak. Mesele para da değil, yerlerinden yurtlarından edilmiş insanlar. Akdeniz’de batan göçmen botları, boğulan küçük çocuklar, dalgalarla kıyıya vuran Aylan bebeğin fotoğraflarını, görüntülerini buradaki televizyon izleyicileri görebiliyor mu bununla ilgileniyorlar mı bilmiyoruz ama biz her gün bu görüntülerden dolayı vicdan azabı yaşıyoruz. Parayla konuşulacak, ölçülecek bir konu değil. Biz bütün ülkelerin, vicdan sahibi bütün insanların bu konuya ilgi duyması gerektiğini ve insanların mümkün olduğu kadar göç etmesini engelleyecek, kendi vatanlarında yaşamalarını sağlayacak projeler geliştirmelerini, göç edeceklerse de insani şartlar altında bunun gerçekleşmesini sağlayacak adımlar atmalarını arzu ediyoruz. Yoksa ‘Biraz para verelim de göçmenler orada yaşasınlar. Biz de vicdanımızı böylece tatmin ederiz.’ diyorlarsa bunun bize göre bir kıymeti yok. Bir Avrupa ülkesi, ’20 civarında mülteciyi biz de alabiliriz’ demiş. Bir vatandaşımız da onun altına yorum yazmış; ‘Ben 20’nin iki katı insanı kendi evlerimde misafir ediyorum’ demiş. Nüfus hareketleri çok önemli, ciddiye alınması gereken bir mesele. Bugünkü günlerimizin halen ‘iyi günler’ olduğunu düşünüyorum, dünya çok ciddi nüfus hareketlerine gebe. Bu bakımdan bütün insanları kendi topraklarında, evlerinde; barış, huzur içinde, asgari insani şartlarda yaşatacak projeler geliştirmezsek, bilhassa zengin ülkeler için söylüyorum, dünya önümüzdeki çeyrek yüzyıl içinde çok önemli nüfus hareketlerine gebe.”