‘Başkanlık olmazsa partili cumhurbaşkanı olsun’(Röportaj-Vatan)

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop, “Başkanlık sistemi olmasa da yeni anayasada ısrarlıyız” dedi. Şentop muhalefetin bu sisteme soğuk bakması durumunda “Partili cumhurbaşkanlığı” sisteminin uygulanabileceğine dikkat çekti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Prof. Dr. Mustafa Şentop, Başkanlık sisteminde ABD uygulamasının “saf model” olduğu için örnek alındığını, senatonun Türkiye’de gerekli olmadığını söyledi. Sadece “Temsilciler Meclisi” ile karşılaştırılabilecek bir Meclis’in yeterli olacağını ifade eden Şentop VATAN’ın sorularını yanıtladı:

- Muhalefet, önerdiğiniz başkanlık sistemine şimdiden çok mesafeli. Israr edecek misiniz?

Biz ısrar ederiz ama bence görüşmelerin tıkanması söz konusu değil. Burada müzakere yapıyoruz, partiler görüşlerini belirtiyor, mutabık kaldığımız teklifleri mutabakatla yazıyoruz. Kalmadıklarımızı, hangi parti savunuyorsa o partinin görüşü olarak ekliyoruz ve maddeyi geçiyoruz. Mutabık kalamadığımız maddelerin, konuların süreci tıkayacağı kanaatinde değiliz. Bu konu görüşülür, diğerleri itiraz ederse mutabık kaldıkları şekilde bir metin yazılır biz de kendi görüşümüzü ayrı bir metin olarak, parantez içerisinde ekleyebiliriz. Bizim “Bu olmazsa yokuz” anlayışımız en başından beri hiç olmadı.

- “Partili cumhurbaşkanı” modeli hala aklınızda mı?

İlk taslağı yazıyoruz. Bunu yazarken partiler mümkün olduğu kadar kendi asıl görüşlerini sunuyorlar. Vatandaşlıkta, eğitim hak ve hürriyetinde de aynı şey oldu. Bunları tartışacağız. İlk taslak metin yazıldıktan sonra üzerinden geçeceğiz. O zaman tekrar müzakeler yapacağız. Eğer diğer partilerin buna karşı olduğunu görürsek sıcak bakma imkanı varsa partili cumhurbaşkanı modelini düşünebiliriz. Partili cumhurbaşkanını şunun için öneriyoruz: Siyasi partiler başkanlık sistemine karşı çıkarken, 2007’de yapılan referandumla cumhurbaşkanını halkın seçmesine yönelik getirilen sistemi göz ardı ediyorlar. Bunu dikkate alarak görüş bildirmiyorlar. Anayasa’da ise Cumhurbaşkanı’nın bir hayli yetkisi gözüküyor.

- Bunlar, isterse kullanabileceği yetkiler doğal olarak...

Bunları yaşamadık mı? Özal, Demirel döneminde biraz, Ahmet Necdet Sezer döneminde çokça yaşandı. Kararnameyi imzalamıyor, atama yapamıyorsun. Zaten “vekil bürokratlarla idare edilen bir devlet” deniyordu zaman zaman. Yetkiler çok ama diğer taraftan cumhurbaşkanın siyasi, hukuki, cezai sorumluluğu yok. Tam bir sorumsuzluk hali var. Sadece vatana ihanetten yargılanabilir. Bir de halk tarafından seçildiğini buna eklediğimiz zaman, bu kadar yetkilerle, bu sorumsuzlukla bir cumhurbaşkanını sistem içinde nereye oturtabiliriz? O bakımdan başkanlık olsun diyoruz. Bu olmuyorsa eğer -diğer partilerin bu gerçeği görmesini beklediğimiz için en azından- cumhurbaşkanının siyasi bağı muhafaza edilsin diyoruz. Çünkü cumhurbaşkanının partisiyle bağı devam ederse aynı zamanda sorumsuzluk halini kaldırmayı düşünüyoruz. Yani cumhurbaşkanının hukuki, cezai ve siyasi sorumluluğu olacak. Aynen başbakan, bakan milletvekilleri gibi. Onlar gibi dokunulmazlığı olabilir ama sorumlu olacak.

- Partili cumhurbaşkanının yetkileri artırılabilir mi?

Artırılabilir veya aynı sistem de olabilir. Bir çok sorun var tabii. Cumhurbaşkanı ikinci turda yüzde 50 veya üzerinde bir oyla seçilecek. Yüzde 35 ile yüzde 50 oy aldığı Türkiye’de bir siyasi parti tek başına iktidar olabiliyor. Bir başbakanın cumhurbaşkanından daha az oy aldığını göreceğiz. Böyle bir durumda siyaseten cumhurbaşkanı daha güçlü olacak. Çatışma yaşama ihtimali daha yüksek. Aynı siyasi eğilimden olsalar da bunlar yaşanabiliyor. Olmazlarsa daha fazla yaşanıyor.

- Komisyona “Tam başkanlık sistemi”ni önerdiniz. Bu sisteme göre parlamento çalışmaları nasıl düzenlenecek?

Parlamento başkanlık sisteminde de, parlamenter sistemde de var. Parlamentonun oluşumu, parlamenterlerin nitelikleri, dokunulmazlığı gibi konular büyük ölçüde ortak. Başkanlık sisteminde farklı yön yasamanın yürütmeyle ilişkisi ve birbirlerine karşı konumlarıyla ilgili birkaç madde. 23 maddenin 4 ya da 5’i bununla ilgili. Atıfları, çağrışımları olabilir. Henüz başkanla ilgili yürütme kısmını sunmadık.

- Türkiye’de ABD’de olduğu gibi iki Meclis önermiyorsunuz. Bu durumda “Temsilciler Meclisi” mi örnek alınacak?

İki meclis biraz tarihi şartlarla ilgili. ABD’de her eyaletin nüfusu, toprağı gibi kriterler var, ama her biri bağımsız bir siyasi yapı aynı zamanda. Oranın şartlarına mahsus bir formül uygulanıyor. Bir taraftan nüfus esaslı temsil, “Temsilciler Meclisi”, diğer taraftan her eyaletin siyasi itibarını koruyacak bir formülle eşit temsil “Senato” öngörülmüş. Bizde aslında çift meclisin kötü çağrışımları var. Özellikle 27 Mayıs darbesi sonrası iki Meclis’li sistem Türkiye’de daha ziyade yasama faaliyetini zayıflatmak için kurulmuştur.

- Darbe çağrışımı mı yapıyor..?

Evet. Orada seçilmeden gelen üyeler var. Milli Birlik Komitesi üyeleri, Cumhurbaşkanı tarafından atanan üyelerÖ Gerek var mı? Bence çift meclise gerek de yok. Daha çok “Temsilciler Meclisi”ne benzeyen, nüfusa göre temsili içeren bir meclisin yeterli olacağını düşünüyoruz.

- Tam olarak ABD modelini mi örnek aldınız, senato hariç tüm işleyiş aynı mı olacak?

Büyük ölçüde öyle. Türkiye şartlarına mahsus şeyler düşünülebilir ama başkanlık sisteminin saf modeli ABD’de var. Latin Amerika ülkeriyle ilgili olarak, “Bu sistem ‘darbelere’ yol açmıştır” tartışmaları oluyor. Latin Amerika’daki uygulamalar başkanlık sistemi olarak anılıyor olsa da o saf modelden bir takım ayrılmalar içeriyor. Başkanın seçiminde, parlamento ile başkan arasındaki ilişkilerde ABD’den farklılaşan yönler var.

- Ne tür ayrışmalar var?

Mesela Bolivya’da seçimde en çok oy alan üç kişiden biri parlamento tarafından başkan olarak seçiyor. Kuvvetler ayrılığı tam gerçekleşmiyor. Burada mesele tam kuvvetler ayrılığını gerçekleştirmek. Yasama ve yürütme bütünüyle birbirinden ayrı olmalı. Parlamenter sistemde yürütme parlamentonun içinden çıkıyor. Aslında yürütmeyi halk seçmiyor, parlamento seçiyor. İkincisi siyasi meşruiyetleri de birbirinden ayrı. Parlamenter sistemde tek meşruiyet var. Yürütme meşruiyetini halktan değil parlamentodan alıyor. Başkanlık sisteminde parlamento halktan meşruiyetini alıyor ama başkan da meşruiyetini halktan alıyor. İkisinin ayrılmasını esas aldığı için sistem, yasama ve yürütme varlıklarını sürdürebilmek için birbirlerine muhtaç olmuyor. Sistem tam bir kuvvetler ayrılığını esas alıyor. Ama sistemin işleyebilmesi için birbirine de muhtaçlar.

‘Federasyon’ fantezi

- Büyükşehir yasasında iktidarın ısrarı özellikle MHP tarafından, “Eyalet sisteminin önünü açıyorlar” şeklinde eleştiriliyor.

Çok enteresan... Aslında hiçbir şey söylemesek bile tartışma çözülüyor. Şöyle; MHP bunu iddia ediyor, BDP ise “Merkezileştiriyorlar” diyor. Yani iki kutbun eleştirisi birbirini sıfırlıyor. Böyle bir şey yok. Belediyecilik bizim işimiz. Eleştirenlerin belediyecilikle alakalı hiçbir tecrübesi yok. Üstelik Türkiye 2008’den bu yana İstanbul ve Kocaeli’nde bu sistemi deniyor. İddia ettikleri hususlar ortada yok. Tamamen hayali ve çarpıtmaya dayanıyor.

- Başkanlık sistemiyle federasyona geçileceği iddialarına ne diyorsunuz..?

Federasyonun kendine mahsus, ayrı şartları var. ABD’ye bakarsak, başkanlık sistemi ve federasyon var. Ama Almanya’ya bakarsak orada da parlamenter sistemle federasyon var. Her birinin ayrı siyasi şartları var. Türkiye’de biz federasyonun tarihi, siyasi şartlarının olmadığı kanaatindeyiz. Türkiye açasından federasyon meselesini bir fantezi olarak görüyoruz.

Deniz Güçer / Vatan / 9 kasım  2012

Twitter Takip Et


Copyright © 2012 - Tüm Hakları Saklıdır.