Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu ile İlgili Kararı Üzerine

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanununun Geçici 1. Maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi'nin kararı sorunlu görünmektedir. Gerçi henüz gerekçe açıklanmadığı için, Mahkeme'nin hangi mülahâhazalarda karar verdiğini bilemiyoruz. Ancak şimdilik, birkaç hususa değinmekte fayda görüyorum.

 

Nisan 2007’de cumhurbaşkanı seçimlerine "müdahale" edilince, Meclis, cumhurbaşkanının belirlenmesindeki usulü ve statüsünü değiştiren bir anayasa değişikliği yapmıştı. Eski sistemde, cumhurbaşkanı TBMM tarafından, 7 yıllık süre için ve bir kezer seçilirdi. Yeni sisteme gore ise, halk tarafından, 5 yıllık süre için ve iki kez seçilebilir. O zaman TBMM, cumhurbaşkanının mevcut sistemle seçilemeyeceğini, ancak yeni hükümlere gore seçilebileceğini düşündüğü için bir geçici hüküm de koymamıştı. Sürece müdahale eden ve cumhurbaşkanının TBMM tarafından seçilmesini adeta imkânsız hale getiren kurumun Anayasa Mahkemesi olduğunu da hatırlayalım. Meşhur "367 kararı" hukuk tarihinin ibretlik sayfalarında yer alacak bir karardır.

22 Temmuz 2007’de yapılan seçimlerde, ülkenin gidişatına elkoyan milletimiz, oluşturduğu TBMM yapısı ile cumhurbaşkanının seçimini mümkün hale getirmiştir. Nitekim kısa bir süre sonra Sayın Abdullah Gül, TBMM tarafından cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Ancak, anayasa değişikliği referanduma sunulacağı için yürürlüğe girmediğinden, Sayın Gül, eski anayasa hükümlerine gore seçilmiştir. Referandum sonrasında anayasa değişikliği kabul edilmiş ve yürürlüğe girmiştir. Cumhurbaşkanı eski anayasa hükümlerine gore seçilmiş, bir süre sonra ise, sadece seçim usulünü değil, statüsünü de değiştiren yeni anayasa hükümleri yürürlüğe girmiştir. Bu durumda ortaya bazı sorunlar çıkmıştır. Yeni hükümler, eski hükümlere gore seçilmiş cumhurbaşkanının statüsünü etkiler mi? Özellikle, gorev süresi ve tekrar seçilebilme bakımından bu konu onem taşımaktaydı.

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu hazırlanırken, konu tekrar gündeme gelmiş ve tartışılmıştır. Tartışmalar dikkate alınarak Meclis’te, eski hükümlere gore seçilen cumhurbaşkanlarının statülerinin yeni değişiklikten etkilenmeyeceği yaklaşımını esas alan bir hüküm benimsenmiştir. Kanun Anayasa Mahkemesi’ne gitmiş ve dün karar açıklanmıştır.

Cumhurbaşkanı Seçimi Kanununun Geçici 1. Maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi'nin kararı sorunlu gorünmektedir. Gerçi henüz gerekçe açıklanmadığı için, Mahkeme'nin hangi mülahâhazalarda karar verdiğini bilemiyoruz.  Ancak şimdilik, birkaç hususa değinmekte fayda gorüyorum.

Kanunun mezkûr maddesi, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle ilgili anayasa değişikliğinin boş bıraktığı bir konuyu düzenlemektedir. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini düzenleyen anayasa değişikliği yürürlüğe girmeden once, eski hükümlere gore ve TBMM tarafından seçilen cumhurbaşkanının gorev süresi ne kadar olacaktır? Yeni anayasa hükmü, gorev süresini 5 yıl, eski anayasa hükmü ise 7 yıl olarak belirtmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, eski anayasa hükmüne gore seçilmiş; ama seçildikten sonra yeni hüküm yürürlüğe girmiş. Anayasada konuyu açıklığa kavuşturan bir geçici hüküm de bulunmamaktadır.

Burada oncelikle konunun düzenlenmesinin gerekip gerekmediği tartışılabilir. Kanaatimce anayasadaki boşluğu yorumla doldurmak mümkündü. Birçok mülâhaza dile getirilebilir burada. Kanunların geriye yürümezliği, hukuk güvenliği, kazanılmış statünün korunması, cumhurbaşkanının dolaylı olarak da olsa azl edilemeyeceği gibi...

Kamuoyunda tartışmaların varlığı dikkate alınarak, konunun TBMM tarafından açıklığa kavuşturulması gerektiği düşünülebilirdi. Nitekim bu yol seçilmiştir.

O zaman TBMM'nin ne tür bir işlemle konuyu düzenleyeceği tartışılabilirdi. Konuyu bir anayasa hükmüyle mi, bir kanun hükmüyle mi düzenlemek doğru olurdu? Konunun kanunla düzenlenmesi yeterli bulunmuştur. Zira anayasadaki hükümler, yorumla anlaşılıyor olsa da, aslında konuyu düzenlemekteydi. Kanun "ihdasî"değil, "izharî" bir fonksiyon gorecekti. Nitekim Anyasa Mahkemesi de, konunun kanunla düzenlenebileceğini, birinci fıkrayı iptal etmediğine gore, esasen kabul etmiştir.

O zaman açıklığa kavuşturulması gereken konunun ne olduğuna iyice bakılması gerekir. Öncelikle eski hükümlere gore seçilen cumhurbaşkanının gorev süresi konusu akla gelmekteydi. Bu konu eski hükümlere gore 7 yıl yeni hükümlere gore 5 yıldı. Ancak başka bir konu daha vardı. Eski hükümlere gore bir kişi tek sefer cumhurbaşkanı seçilebilirken, yeni hükümlere gore iki kez seçilebilmekteydi. Önceki hükümlere gore seçilen cumhurbaşkanlarının tekrar seçilmesi mümkün müydü? Mümkünse, kaç kez seçilebileceklerdi? Yeni hükme gore iki kez seçilme hakları varsa, eski hükme gore seçildikleri donem dikkate alınabilecek miydi? Yani süre ile beraber bakarsak, 7 mi? 7+5 mi? 7+5+5 mi? Bu iki konunun tartışmaları dikkate alacak şekilde ortadan kaldırılması gerekiyordu. Burada gorev, YSK veya başka bir kuruma değil, TBMM'ye düşmekteydi.

Konuyu düzenlerken birinci çıkış noktası, eski anayasa hükmüne gore seçilen Cumhurbaşkanının gorev süresi de dâhil, hukukî durumunun seçildiği sırada yürürlükte olan hükümlere tabi olması, prensibidir. Nitekim yapılan düzenleme, bundan hareket etmiştir. Süre de, tekrar seçilebilme konusu da seçimin yapıldığı donemdeki hükümlere gore düzenlenmiştir.

İkinci bakışaçısı ise bir bütün olarak yeni düzenlemenin esas alınmasıydı. Nitekim bazıları bunu savunmuştu. Az yukarıda bu yaklaşımın çeşitli bakımlardan yanlış olacağına değindim.

Anayasa Mahkemesi, geçici maddenin süre ile ilgili ilk fıkrasını iptal etmeyerek, konunun kanunla düzenlenebileceğini ve anayasadaki eski hükmün geçerli olacağını kabul etmiş gorünmektedir. Ancak ikinci fıkrayı iptal ederek, tekrar seçilebilme konusunda eski hükmün geçerli olmadığını düşündüğünü gostermiştir. O zaman Mahkeme iki fıkra için birbirinden farklı iki kıstas uygulamış olmaktadır. Mahkeme kararında sorunlu olan ilk husus budur. İki farklı sistemden birini değil de, bir konuda birini diğer konuda ikincisini tercih etmek tutarlılık bakımından sorunlu. Ortada iki farklı "paket" vardır; birincisi TBMM tarafından 7 yıl için ve bir kez seçilme, ikincisi ise halk tarafından 5 yıl için ve iki kez seçilebilme. Üçüncü paket yoktur. Anayasa Mahkemesi "telfik" yoluyla üçüncü bir paket ihdas etmiş olmaktadır. Bunun çerçevesini gerekçe açıklandıktan sonra daha iyi gorebileceğiz.

İkinci sorun ise tekrar seçilebilme konusunun nihai olarak çozüme kavuşturulamamış olmasıyla ilgili. Yukarıda değindiğim üzere, eski hükümlere gore seçilmiş bir cumhurbaşkanın, yeni hükümlere gore tekrar, bir kez mi, yoksa iki kez mi seçilebileceği sorusu cevapsız kalmaktadır. Mahkeme, muhtemelen bu konuda gerekçede birşeyler soyleyecektir. Ama boyle bir konunun karar gerekçesiyle nihai çozüme kavuşturulabileceğini düşünmüyorum.

Umarım Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararında tereddütlerimizi izale eder.

16 Haziran 2012

Twitter Takip Et


Copyright © 2012 - Tüm Hakları Saklıdır.